warning: Creating default object from empty value in /home/ailem/domains/ailem.gen.tr/private_html/modules/taxonomy/taxonomy.pages.inc on line 33.

Çocuk Gelişimi

Çocuk Gelişim Devreleri

Çocuğu gelişimi derken, sadece fiziksel gelişmeyi kastetmiyoruz. Çoğu zaman aile büyükleri, iyi beslenmiş, kilolu çocuğun annesini tebrik ederler: "Çok iyi bakmışsın; maşallah tosun gibi!"

Diğer taraftan, zayıf vücutlu bir çocuğun annesi ona iyi bakamadığı endişesiyle hep suçluluk duygusu içindedir. Aile büyükleri ve komşu kadınları da zavallı anneyi çekiştirmekten geri durmazlar.

Çocuğun kilosu ve boyu, beslenmeden ziyade soyaçekimle ilgilidir. Önemli olan çocuğun kilosu değil, sağlığıdır. Ancak daha da önemlisi, beden sağlığı ile birlikte ruh sağlığıdır. Öyle anneler vardır ki; elinde kaşık çocukla kovalamaca oynar. Ona bir kaşık fazla yemek yedirmeyi marifet zanneder. Çocuğa kilo kazandırmaya çalışırken, ruh sağlığını tehlikeye soktuğunu ve çocukla çatışmaya girdiğini bilmez.

Çocuk Eğitiminde NİMETE SAYGI


 
AİLE eğitimi sırasında çocuk, anne babanın sözlerinden çok davranışlarından etkilenir. Onları taklit ederek sosyal davranışlar kazanır. Anne baba çocuğa ahlâki davranışlar kazandırmak için her gün pek çok şey söyler, nasihatler eder. Eğer anne baba bu sözleri ve nasihatleri günlük hayatında yaşamıyorsa, çocuğun öğrendikleri bilgi düzeyinden öteye geçmez. Çocuklar aile büyüklerinden ve öğretmenlerinden birçok şeyler duyarlar, ancak bunlardan pek azı çocuklarda tutum ve davranış değişikliğine yol açabilir. Çocuk sevgi, saygı, şefkât, yardımlaşma, işbirliği, dürüstlük, çalışkanlık, başkalarının haklarına saygı gibi sosyal ve ahlaki davranışları, okulda verilen teorik bilgilerle değil, ailede görerek ve yaşayarak kazanır.
 

Rol Yapmıyorum, İnsan Oluyorum...

Psikoloji ve Pedagoji kitaplarına bakacak olursak, Anne ve Baba olmak öncelikle bir 'rol'ü üstlenmek ve yerli yerinde temsil etmek demektir...'Eşler arası rol dağılımı', 'Aile içinde anne-baba ve çocuğun rolü' gibi başlıklar popüler başlıklardır... Bu 'rol' kavramsallaştırmasını oldum olası sorgulamışımdır. Fakat 'rol' kavramını tiyatroda rol yapmakla karıştırmayacak kadar da saf olmadığımı tahmin edersiniz... Yani sorgulamam bir yanlış anlamadan kaynaklanmıyor, tam aksine doğru anlamaktan kaynaklanıyor... Kanaatime göre anne ve baba olmak 'rol'e indirgenemeyecek boyutta bir 'var oluş' meselesidir... Halbuki modern psikoloji ve pedagoji (ve dahi sosyoloji) aileyi sadece yatay planda toplumsal bir birim, anne babayı da bu sosyal birimin üyeleri olarak algıladığı için 'rol'lerden dem vuruyor... "Peki öyle değilse nasıl algılayacağız?" diyeceksiniz ki hakkınız var.
 
 
 

Çocuğumuzu Olduğu Gibi Kabul Ediyor muyuz?

Küçücük yavrunuzu kucağınıza ilk aldığınızda; onları ömür boyu gönüllü olarak kabullenirsiniz. Farkında mısınız? Bu öyle bir kabullenmedir ki,onlar gelişip sizin gibi yetişkin olana kadar devam eder. Zorlu bir seyahat;çünkü,zaman zaman çocuklarımızın yetişmekte olan, farklı bireyler olduğunu unutur, bizim gibi düşünmelerini , hayallerimizi gerçekleştirmelerini bekleriz....Niçin? Çünkü onlardan kendimizin gerçekleştiremediği beklentilerimiz vardır. Çocuk aile büyüğünden farklı düşünüp,farklı duyup, farklı algılayabilir. Ancak çocukların olaylara biz büyükler gibi koşullanmış gözlerle değil, saf ve çocuksu bir bakışla baktıklarını,duygularının daha katıksız olduğunu düşünmek veya çocuğun farklı bir yapı ve bünyeye sahip olabileceğini kabul edebilmek?
 

 

Okul Ailede Başlar

 Çocuğun temel eğitim kurumu ailedir. Yeni anlayışa göre çocuğun eğitimi ana rahminde başlar, doğumdan sonra devam eder. Kişiliği, altı yaşına kadar, aileden aldığı eğitimin kalitesine ve şekline uygun olarak yüzde seksen tamamlanmış olur. Bir çocuk okula başladığında ya güvenli veya güvensiz, ya bağımlı veya bağımsız, ya sorumlu veya sorumsuz bir kişilik kazanmış olacaktır. Ailede eksik kalan ve yanlış verilen eğitimin okulda düzeltilmesi çok zordur. Onun için diyoruz ki: “Okul ailede başlar.”
 

 

Ergenlik Çağında Kimlik Arayışı ve Bağımsızlık Çabaları

Ergenlik çağının en önemli çabası kimlik arayışıdır. Gencin kişilik özelliklerinin farkına varması, bu özelliklerin gerçekleşmesini engelleyen her türlü olumsuz şartlarla mücadeleye girişmesi kimlik arayışı olarak isimlendirilmektedir. Başarılı olduğu sürece öz güveni artar, kendisini değerli hisseder. Başarısızlığa uğradığı veya engellendiği zaman hırçınlaşır, saldırgan davranışlarda bulunur. Gencin yeteneklerini keşfetmesi, başkalarından farklı olduğunu görmesi için ailenin dışına çıkması gerekmektedir. Anne babanın verdikleri ona yetmez. Bu dışarıya yönelişe bağımsızlık isteği diyoruz. Anne baba çoğu zaman gencin bağımsızlık isteğini aileden kopma olarak değerlendirir. Halbuki gencin amacı aileden kopmak değildir. O dış dünyayı, diğer insanları tanımak istemekte, ailenin içinde olduğu kadar toplum içinde de bir yer edinmek istemektedir.
 
 

Anlaşmazlıklarla Başedebilme

"Gökkuşağını görmek istiyorsan, yağmura tahammül etmen gerekir."Dolly Parton

Ve eğer gerçekten kendine güvenen çocuklar yetiştirmek istiyorsanız, anlaşmazlıklara tahammül etmeniz gerekir.

Çocuklarımızla aramızdaki anlaşmazlıkları onların özgüvenlerini geliştirmek için bir şans olarak değerlendirebiliriz, insanların çoğu anlaşmazlıkların, sevgiye dayanan ilişkilere ve benlik saygısına zarar vereceğini düşünür. Bu kitabın felsefesini ve kitabın önerilerini eğer uygulamaya başladıysanız, umarım çocuklarınızla aranızdaki anlaşmazlıklara karşı daha pozitif bir tutum içine girmişsinizdir ve onlar da bu tür sorunlarla çok daha kolaylıkla başedebiliyorlardır.

Çocuklarımızla aramızda bir anlaşmazlık varsa, özgüven geliştirmeyle ilgili olarak kendimize sürekli sormamız gereken üç soru vardır:

1. Evimizdeki sürekli atmosfer yapıcı sonuçlar elde etmemize yardımcı oluyor mu?
2. Evimizde krizlerle güçlü bir şekilde ve beceriyle başedilebiliyor mu?
3. Sonuçta alınan kararlar karşılıklı bir şekilde adil ve duyarlı oluyor mu?

Yardımcı bir atmosfer

Kontrol

Çocukların duygularını kontrol edebilmeyi öğrenmelerinin önemi üzerinde durduk. Duygularını rahatlatabilmek için uygun ve güvenli bir yer buluncaya kadar, kendilerini fiziksel olarak kontrol edebilmeleri için de onlara yol göstermeliyiz. Sakinleşmeleri gerektiğini söylemek yerine, bunu nasıl başaracaklarını öğretmemiz gerekir.

1. Sakinleşme etkinliklerini çocuğunuzla birlikte yapın ve hangisinin daha yararlı olduğunu birlikte karar verin. Örneğin, yürümek bazı insanları rahatlatırken, bazılarını iyice heyecanlandırır. Güzel bir müziğin herkesi rahatlatacağını ise elbette biliyorsunuzdur.

2. Onlara bazı rahatlama ve nefes alıştırmaları öğretin ve yeterince çalıştırın. Stresle başa çıkabilme konusunda yazılmış herhangi bir kitap işinize yarayacaktır.

3. Hayal güçlerini kullanmayı öğretin ve böylelikle içinde bulundukları ruh halinden çıkıp, duygularını nasıl rahatlatabileceklerini anlatın. Her çocuğa özgü bir anlamı olan kişisel imgeler kullanmaya çalışın. Örneğin:

Rahatlama:

- yataklarının üstünde yatan oyuncak ayıları
- parkta yüzen ördekleri

Rahatlama

Çocuklarımızın duygularının sorumluluğunu üstlenmelerini başarabilirsek, gerektiğinde güvenli ve yapıcı bir şekilde rahatlamalarını da öğrenmelerine yardımcı oluruz.İnsan bir duyguyu yaşamaya başladığında, vücudunda fiziksel bir rahatlamanın olabilmesi için, hemen kimyasal bir değişim gerçekleşir. Örneğin:

- mutlu olduğumuz ya da heyecanlandığımız zaman kahkaha ya da çığlık atma
- sevgi duyduğumuz zaman, öpme ya da sarılma
- utandığımız zaman, kızarma ya da kıkırdama
- üzüldüğümüz ya da kırıldığımız zaman, sızlanma ya da gözyaşı
- korktuğumuz zaman ürperme, titreme ya da çığlık atma
- kızdığımız zaman, ayağı yere vurma ya da homurdanma.

Küçük çocukların büyük bir kısmı duygularını ifade etmekte güçlük çekmez, ama kültürel koşullanma kısa zamanda bunu yok eder. Eğer çocuk bu toplumda yaşayacaksa, elbette bu duyguların bir ölçüde kontrol edilebilmesi gerekir.

Sorumluluk

Çocuklarınızın duygularıyla başedebilmelerine yardımcı olabilmek için yapmanız gereken en önemli şey, onların sorumluluklarını üstlenebilmelerini sağlamaktır. Ancak unutmayın ki bu oldukça zor bir konudur. Duygularımızın birçoğunun dış güçler tarafından kontrol edildiği ya da bastırıldığı gibi yanlış, ama yine de geçerli olan bir düşünceyle savaşmamız gerekir. Hatta hatta, sizin mutlu/mutsuz/kızgın/bıkkın, hatta çıldıracak kadar sinirli olmanıza neden oldukları için çocuklarınızı sürekli "suçluyor" olabilirsiniz.

Şunu hiç aklınızdan çıkarmayın ki hiç kimse, hiçbir şey ya da hiçbir durum, biz izin vermedikçe bizim duygularımızı etkileyemez.

Keçeli kalemle oturma odasının duvarına harika bir kedi resmi yapan bir çocuğu seyretmekte olan bir anababayı düşünün. Her ikisi de bu durumda aynı derecede sinirlenmiş ya da durumdan aynı derecede hoşnut olabilir ya da farklı duygular içinde olabilirler. Bu gösteriye her bir anababanın duygusal tepkisi onun kişiliği ile ilgilidir.

Tartışma

Çocuklarınız tartışma konusunda ne kadar iyi? Çoğunuzun yanıtını duyuyor gibiyim: "Gereğinden fazla iyi." Çocuklarınızın bu beceriye sahip olduğunu ve bu yüzden de bu beceriyi daha fazla geliştirmenizin gerekmediğini düşünüyor olabilirsiniz.

Sizi anlıyorum. Benim ailemde de tartışmalar hiç bitmez ve çoğu zaman sessizliği özlerim. Ama, kendimi güçlü bir yetişkin yerine koyar koymaz, bu tartışma atmosferinden zevk alır ve kızlarımın bu alanda gösterdiği şüphe götürmeyen becerileriyle gurur duyarım. Üstelik, onların sahip olduğu bu becerinin özgüvenlerini sağlamlaştırdığını ve hayallerini gerçekleştirmelerine yardımcı olacağını biliyorum.

Öyleyse, neden zaman zaman enerjinizi onları susturmak yerine, daha yapıcı ve becerili bir biçimde tartışmalarına yardım etmeye harcamıyorsunuz? Bunu da şu şekilde başarabilirsiniz:

ifadelerini geliştirmelerine yardım edin. Söylemek istediklerini söyleyemediklerinde, suskunluğu tercih ettiklerinde ve kendilerini ifade etmekte güçlük çektikleri zaman onlara yardım edin.

Konuşma

Çocukların çoğu gevezedir ve gördükleri her insanla konuşmaya bayılır. Yanlarında konuşacakları kimse yoksa, köpekle, oyuncak ayılarıyla ya da hayali bir arkadaşla konuşurlar. Fakat, benlik saygıları çok iyi de olsa, büyüdükçe bu doğal konuşkanlıklarından vazgeçer, hatta konuşmaktan korkar bir hale gelir ve bir süre sonra da yapayalnız kalıverirler. Yanlışlık nerededir, öyleyse?

Bunun nedeni, genellikle çocukların çocuksu konuşmaları aşıp kendilerini geliştirememeleridir. Bu çocuksu konuşmalar zaten karşılıklı konuşma değildir ve karşıdakinin dinleyip dinlememesi önemli değildir. Sonuç olarak, kendileri ile konuşmak isteyenlerin sayısı zamanla azalır ve böylelikle de çocuklar doğal konuşma isteklerini kaybederler. Eğer çocuğunuzda bu tür bir sorunun baş göstermeye başladığını far-kederseniz, ona şu şekilde yardım edebilirsiniz:

- Ona konuşma fırsatı verin. Çok erken yaşlardan itibaren onunla düzenli bir şekilde sohbet edin ve çok değişik insanlarla biraraya gelmesi ve onlarla sohbet edebilmesi için olanaklar yaratın.

Çocuğunuzun Dış Özgüvenini Geliştirmesine Nasıl Yardım Edebilirsiniz?

Bu bölümde, çocuğunuzun dış özgüven için gereken şu dört önemli niteliği kazanması için çalışacağız:

• iyi iletişim kurabilme
• Kendini iyi tanıtabilme
• Kendini iyi ifade edebilme
• Duygularını kontrol edebilme

Çocuğunuz ileride ıssız bir adada tek başına yaşamayı seçmezse ve onun iç özgüveninden tam olarak yararlanabilmesini istiyorsanız, bu niteliklerin her birini kazanması gerekir.

Çocuğunuzun sizinle ve yakınındaki diğer insanların yardımıyla erken yaşlarda edindiği iç özgüvenin niteliklerinin tersine, yukarıda adı geçen niteliklerin büyük kısmı evin dışında, özellikle de okulda ve medya gibi diğer sosyal öğreti kanalları yoluyla edinilir. Artık, pek çok gelişmiş ülkede iç özgüvenin bu tür niteliklerinin çocuklara kazandırılabilmesi amacıyla öğretmenlerin eğitimine büyük paralar harcanmaktadır. Dolayısıyla çocuğunuz matematik, fizik ve ingilizce derslerinin yanı sıra dinleme, bildiri sunma, eleştirilerle başa çıkma gibi konularda da ders alıyor olabilir.

Çocuğunuzun Hedeflerini Belirlemesine Nasıl Yardım Edebilirsiniz?

Çocukların hedeflerini belirlemeleri konusunda karışık duygular içinde olduğumu itiraf etmeliyim, içimdeki "çocuk", çocukların yapılanması fikrine karşı koyuyor ve bunun, onların yaratıcılıklarını öldürdüğünü ve potansiyellerini sınırladığını söylüyor. Diğer taraftan, "yetişkin" yanım hedef belirlemenin kişinin yaşamının amacı olduğunu ve çocukların güven duygusunu arttırdığını söylüyor.

Gerektiğinde onu övün ve yaptığı işlerle ilgili olarak ona olumlu tepki verin

Her anababa, çocuğunun benlik saygısı için onu övmenin ne kadar önemli olduğunu bilir ve eminim siz zaten bunu yerine getiriyorsunuzdur. Ancak, yaptığı işler hakkında olumlu tepkiler vererek de, çocuğunuzun hem kendisini daha iyi tanımasına, hem de güçlü olduğu yönlerini daha da güçlendirmesine yardımcı olabilirsiniz. Size tarzınızı kontrol edebilmeniz için bir kontrol listesi veriyorum. Parantez içinde verdiğim örnekleri kullanmanızda bir sakınca yok, ama daha belirgin övgülerde bulunabilirseniz, daha da iyi olacaktır.

"Yaptığın resmi çok beğendim. Renk seçimin ve ayrıntılar üzerinde bu kadar ince çalışman çok güzel." ("Ne kadar güzel bir resim. Keşke ben de senin kadar güzel resim yapabilsem." demek yerine)

"Seni sahnede şarkı söylerken görünce çok gururlandım. Bence sende özel bir yetenek var. Tüm izleyenlerin dikkatini üstünde toplayabiliyorsun." ("Harikaydın. Herkes sana bayıldı." demek yerine)

"Bu elbise sana çok yakışmış. Mavi giysiler giymek senin gözlerini ortaya çıkarıyor." ("Bugün çok güzelsin." demek yerine)

4. Aşama - Çocuk bakımı ve gelişimi konusunda bilginizi arttırın

"Bilgi, gücün kaynağıdır."

Bu söz her alanda olduğu gibi, özgüven kazanmada da geçerlidir. Son 50 yılda tüm dünyada, bilimsel araştırmalar ve hızlı bilgi ve beceri alışverişi sayesinde, çocuk bakımı konusunda çok yol katedildi. Bu bilgiler sayesinde artık bizler, fiziksel açıdan sağlıklı, duygusal bakımdan güçlü ve sosyal anlamda becerili çocuklar yetiştirebiliyoruz. Anababaları bu yenilikleri kabullenmiş ya da kabullenmeye istekli olan çocukların özgüvenli insanlar olarak yetiştirileceklerine inanıyorum.

Babalarımızın yetindiklerinin bizler için yeterli olmadığına her gün daha çok inanıyorum.
Oscar Wilde

Her şeyden haberdar, öğrenmeye istekli ve ilgili olan (ben her şeyi biliyorum diyenlerin aksine) anababaların şu konularda daha iyi olacaklarına inanıyorum:

- Çocuklarının potansiyellerinden en iyi biçimde yararlanabilmeleri için gereken kaynakları sağlamak,
- Kolaylıkla karar verebildikleri ve bir kriz döneminde neyin yapılması, neyin yapılmaması gerektiğini çok iyi bildikleri için, çocuklarına güvende olduklarını hissettirmek (örneğin, ufak tefek sorunlarda doktora koşmamak),

1. Aşama: "içgüdüsel-anababa" hakkında bilgi

Her şeyi olduğu gibi değil, istediğimiz gibi görürüz.

Çocuklarımın özgüven geliştirmesine karşı işlediğim "günah"ları, iyi niyetli olmama karşın işlediğimi biliyorum. Eskiden kendi kendime şunları söylerdim:

"Bunu başka nasıl yapabilirdim?"
"Bunu kasdetmemiştim."
"Bunu böyle yaptığımın farkında değilim."

Başkalarıyla olan ilişkilerimde hiçbir zaman yapmayacağım şeyleri yapıyor, söylemeyeceğim şeyleri söylüyordum. Üstelik, çocuklarıma karşı, kendi çocukluğumda maruz kaldığım ve kendi çocuklarıma aynı şekilde davranmamaya kendi kendime söz verdiğim şekilde davranıyordum. Öyleyse, bu nasıl oluyordu?

Amaçlarınız açık mı ve bu amaçlan birlikte mi saptadınız?

Batılı toplumlarda ailenin rolünün bu yüzyıl içinde radikal bir değişim geçirdiğinin hepimiz farkındayız. Üstelik, "aile" sözcüğü artık sadece aralarında kan bağı bulunan, evli, çocuklu ya da içinde evlâtlık edinilmiş çocukların da bulunduğu insan topluluklarını tanımlamak için kullanılmıyor. Bu terim artık, aynı zamanda, yaşam boyu birbirine genler, ya da yasal sözleşmelerle bağlı olmayan her tür insan topluluğu için de kullanılabiliyor. Bu hızlı değişim döneminde yaşamanın "aile" kavramına etkisi, pek çok anababanın "aile" yaşamlarının amaçları konusunda emin olamamaları ve bunun sonucunda da bu tür bir anlam karmaşasının söz konusu olduğu bir ortamda çocukların sıkıntı çekmesidir.

Çok değerli zamanınızdan biraz cömertlik yaparak onu önemsediğinizi kanıtlayın

Artık "çok değerli zaman" terimini tüm dikkatimizi çocuklarımızın duygusal, psikolojik ve zihinsel gereksinimlerine (fiziksel gereksinimlerinin aksine) ayırdığımız zaman için kullanıyoruz. Eğer çocuklarınız çok küçük ve zamanınızın en büyük kısmını onların iyi beslenmesine, bezlerinin yıkanmasına ve evinizin hijyen koşullarına uygun temizliğine ayırmak zorunda iseniz, üstelik çalışan bir kadınsanız, çocuklarınızın psikolojik ve zihinsel gereksinimlerine ayıracağınız zaman elbette çok kısıtlı olacaktır. Ancak, zamanınız ne kadar kısıtlı olursa olsun, çocuklarınıza bu anlamda zaman ayırmanız gerekir, çünkü çocuklarınızın kendilerini değerli hissetmeleri için bundan daha etkin bir yol yoktur.

Onu koşulsuz sevdiğinizi vurgulayın

Çocuğun bazı davranışlarından hoşlanmadığınız için ona karşı kırgın olduğunuz ya da çok yorgun olduğunuz için, sevginizi dile getiremeyecek durumda olsanız bile, onu her zaman çok sevdiğinizi bilmesi gerekir. Ayrıca, ona olan sevginizin birtakım koşullara bağlı olduğunu düşünmemelidir. Gerçekle uzak yakın hiçbir ilgisi olmasa da, çocukların pek çoğu, sınavlarından iyi notlar almazsa ya da yüzme yarışlarında birinci gelmezse, anababasının sevgisinin azalacağına inanır. Birkaç yıl önce, bu tür bir yanlış anlaşılmanın nasıl olabileceğine tanık oldum. Yeni bir semte taşınınca, 17 yaşındaki kızım okul değiştirmek zorunda kalmasın diye, ona eski semtimizde bir daire kiraladık, ilk aylarda aramızda bir gerginlik olduğunu farkettim. Üstelik, ona destek olmak için verdiğim çabaların da hiçbir yararı yoktu. Önce, kendisini itilmiş hissettiğini ya da korktuğunu düşündüm. Sonra çıkan bir tartışmada durumun hiç de öyle olmadığı ortaya çıktı. Gerekli olgunluğu göstermez ve evine iyi bakamazsa, para yardımını keseceğimden korkuyormuş.

İçeriği paylaş

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: