Giriş Sayfası Yap Açılış Sayfası Yap  | (ctrl+D)   Favorilere Ekle  Sık Kullanılanlara Ekle

Bebek

15 soruda bebekleri anlama rehberi

Her annenin aklında çocuğunu büyütürken birçok soru işareti oluşur. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. İbrahim Çelik, çocuk bakımında artık halk efsanesine dönüşmüş bilgileri 15 soruda yanıtladı.

1) Emziren anne üşütürse bebeğe ne olur?
Anne üşütürse en fazla kendi karnı ağrır, zira soğukta bağırsak kasılma ve hareketleri hızlanır, bu da karın ağrısı olarak hissedilir. Ancak bunun süt yoluyla bebeğe geçmesi söz konusu değildir.

2) Anne gazlı içecek tüketirse, bebek etkilenir mi?
Hayır. Gazlı içecekler, sıkıştırılmış karbondioksit içeren sıvılardır. Bunlar içildiğinde açığa çıkan serbest karbondioksit midede gaz baloncukları şeklinde şişkinliğe yol açar. Ancak bu gaz baloncuklarının süt yoluyla bebeğe geçmesi fiziksel olarak imkansızdır.

3) Bebeğin kakası neden yeşil olur?

Bebeğinizle oyunlar oynayın

Çocuk Akıl Sağlığı ve Rehberliği Derneği Genel Sekreteri, Çocuk ve Genç Psikiyatrisi Uzmanı Osman Abalı, konuşma ve dil gelişiminin, iletişim ile sosyal hayatın en önemli öğesi olduğunu belirterek, "Kişi, iletişim araçlarıyla kendini ifade eder ve hayatını devam ettirir. Konuşma ve iletişimin eksik kaldığı bir hayatta birçok sıkıntının gelişmesi açısından zemin hazırlanmış olur" dedi.

Kendimizi Çocuğumuza Nasıl Tanıtıyoruz?

 Yeni doğmuş bebekler ağlarken "anne" dermiş gibi gelir etrafındakilere çoğu zaman. Belki de o çaresiz ve aciz çığlıklarda gizli "anne" lafzını duymak için hazır olduğundan kulaklar ve kalpler. İlk kelimeler de dört gözle beklenen baba ya da anne olur genellikle. Yavrularımızın bizlere ilk hitâbı ne heyecan vericidir! Dünyaya gözlerini açmalarından itibaren yaşanılan en özel anlardan biri, çocuklarımızın bizi zikredişleri. Anne- baba olduğumuzun ilk sözlü tasdiki, onların minik dudaklarından dökülenlerle. Anne ve baba oluş... Hem büyük bir ikrâm, hem büyük bir sorumluluk.
 
 
 

Kavgaların arkasındaki gerçek

Her evlilikte tartışma ve kavga olur. Sonra eşler anlaşır, barışır ve mutlu sona ulaşılır. Tartışma ve kavgaların konulan evlilikten evliliğe değişir. Ancak evli çiftler hep şunu söylerler: "Çocuğumuz olmadan önce hiç kavga etmezdik, çocuk olduktan sonra birbirimizi yer olduk´

Gerçek bu mudur acaba? Hiçbir şeyden habersiz, hiçbir suçu olmayan, karnı doymuşsa, altı temizlenmişse, gazı çıkarılmışsa ve sevgi duygusunu hissetmişse yatağında mışıl mışıl uyuyan minicik bir bebek, kocaman iki yetişkini nasıl olur da birbirine düşürür. Elbette gerçek bu değildir. Gerçek; çocuk doğduktan sonra eşlerin o güne kadar birbirlerinin tanımadığı yönlerinin, davranışlarının, o güne değin bilmediği tepkilerinin yeni yeni ortaya çıkmasıdır. Ve eşlerin birbirlerinin bu yeni tanıştıkları yönlerine tepki vermeleridir.

Uykusuna çok düşkün bir erkek, evliliğinde bu konuda eşiyle çatışma yaşamaz. Ama bebek olduktan sonra durum değişir. Kadın kocasından gece uyanmasını ve kendisine bebeğin bakımı konusunda yardım etmesini istediği an sürtüşmeler başlayabilir.

Evliliğiniz ve babalığınız

Erkekler baba olmaya can atarlar. Baba olmak onlar için erkekliğin bir kanıtı ve aynı zamanda soyun devamı anlamına gelir. Her ne kadar 2000´li yılları yaşıyor olsak da ve her ne kadar cinsiyet ayırımı yapmıyoruz desek de, halen pek çok babanın gönlünde erkek çocuk yatar. Çünkü soyu erkek çocuğu devam ettirir düşüncesi beyinlerine yerleşmiştir.

Bu yıl (2003) bebeğinin cinsiyetini öğrendiğinde hayal kırılığına uğrayan bir baba tanıyorum. Kendisi en iyi okullarda okumuş, yurtdışında görev yapmış, konuşmaları ve düşünceleri oldukça çağdaş bir genç erkek olmasına karşın, çocuğunun kız Bacağını öğrendiğinde, "Neden erkek değil ki? Keşke erkek ol-Saydı" demesi beni çok şaşırtmıştı. Çağdaşlaşıyoruz diyoruz ama zihinlerin içi medeniyete ulaşmadıkça, çağdaşlık sadece görüntüde kalıyor. Ne yazık!

Annelik rolünde zorlanmak

Evlilik kadına ve erkeğe çeşitli sorumluluklar yüklerken evlilikteki rolünü benimsemeye çalışırken, günün birinde yaşamına yeni bir sorumluluk daha eklenir: Anne olmak.

Her kadın günün birinde anne olmak ister. Kadında içgüdü sel olan annelik sanıldığı kadar kolay bir sorumluluk değildir Bebeği sadece karnında taşımak,onu dünyaya getirmek, altını değiştirmek yetmez. Bebeğe zaman ayırmak gerekir, bu da annenin kendi zamanının büyük bir kısmını bebeğe adaması anlamına gelir. Evliliğin başında iki kişilik olan haya artık üç kişiyle paylaşılacak, üç kişiye göre yaşanacaktır. Bu ı yeni bir uyum süreci anlamına gelir.

Babalık sendromu (baba olmayı reddetme)

Bazı erkekler bebekleri olduktan sonra değişik duygular hissederler. Sanki pabuçları dama atılmış gibi gelir onlara. Herkes bebekle ilgileniyordur ve onlara kalan ilgi çok azdır.

Bu erkekler içlerine kapanabilecekleri gibi, aşırı agresif (sinirli) tavırlarıyla da dikkat çekerler. Dünyaya gelen bebek sanki onların hayatını alt-üst etmiştir. Yaşamları tümüyle değişmiştir, Eşleri ellerinden alınmış gibidir. Artık birlikte ne eskisi gibi gezebiliyorlar, ne eskisi gibi sohbet edebiliyorlar, ne de eskisi gibi cima yapabiliyorlardır. Üstüne üstlük bir de günden güne büyüyen masraflar iyice sinir bozucudur ve gece sabaha kadar uykusuz kalmak da hayatlarım dayanılmaz bir hale getirmiştir.

Bebeğiniz yeni doğdu...

Kendinizi bambaşka hissediyorsunuz. Artık evde iki kişi değilsiniz. İşten eve dönerken sizi bir değil iki kişi bekliyor. Hem çok mutlusunuz hem de kafanız karmakarışık. Ev kalabalık; Kayınvalide, kayınpeder, durmadan eve gelip giden misafirler... Masraflar da çoğalıyor üstelik hiç kimse sizinle ilgilenmiyor. Herkes eşinizle ve bebekle ilgileniyor ve eşiniz de doğal olarak sizinle eskisi gibi ilgilenmiyor. Belki de en büyük boşluğu bu noktada hissediyorsunuz. Artık işten eve geldiğinizde sizi güler yüzle bekleyen karınızın yerini bebeğini emziren, yorgun, uykusuz, sinirli ve gergin bir kadın almış. Hiç kimse size "Nasılsın?" demiyor. Siz bebeğin ve evin ihtiyaçlarını karşılayan bir robot gibisiniz. Eşinizle baş başa kalmak için fırsat kolluyorsunuz ama boşuna. Eşinizin bebekle ilgilenmekten size ne zamanı, ne de enerjisi kalıyor.

Baba olmayı nereden öğreniyoruz?

"Baba olmayı nereden ve nasıl öğreniyoruz, bunu hiç düşündünüz mü?

Çocuğunuzun Dil Gelişimini Biliyor musunuz?

İnsanı diğer canlılardan ayıran tek bir gelişim süreci var, o da dil gelişimi. Hayvanlarda motor ve duyusal gelişim sürecinin olduğunu biliyoruz. Oysa dil gelişimi sadece insanda var. Hepimiz sosyal varlıklarız ve birbirimizle iletişim kurmaya ihtiyacımız var. Birbirimizle iletişim kurmanın tek yolu; karşı tarafa duygu, düşünce ve isteklerimizi net ve açık bir şekilde ifade etmek.

Konuşmak kendimizi açıkça ifade etmenin zorunlu şartı. Konuşmadan ne yetişkinler ne de çocuklar iletişime geçebilir.! Konuşmazsak çocuğumuz bizi anlamayacağı gibi, çocuğumuz, konuşmazsa biz de onu anlamayız. Ancak bazen beklentiler o j kadar yoğundur ki, önyargılar o kadar çoktur ki, anne-baba kendi doğrularına o kadar tutunmuştur ki, çocuk konuşsa bile anlaşılmaz ya da yanlış anlaşılır.

Annenin Çocuğunu Emzirme Zorunluluğu

Kadının hak ve görevleri açıklandığında, Çocuk emzirme ve ev süpürme ile dahî görevli olmadığı söylenir. Peki süt annelerin hem kendi çocuklarını, hem de başkalarınkini emzirmeleri nasıl mümkün olacaktır?

Meselenin esasını anlamak için, Bakara Sûresindeki konuyla ilgili âyet-i kerimenin mealine bir göz atalım: "Anneler çocuklarını emzirmeyi tamamlamak isteyenler için iki bütün yıl emzirirler. Evlât kendisine ait olan babaya da, emzirenlerin yiyecekleri, giyecekleri uygun ölçüde bir borçtur. Gerçi herkes gücüne göre sorumlu tutulur. Ne bir anaya yavrusu ile, ne de bir babaya yavrusu ile zarar verilmemelidir. Vârise düşen de aynı borçtur. Eğer baba ve ana karşılıklı rıza ve müsavere ile çocuğu memeden kesmek isterlerse, kendilerine bir günah yoktur. Eğer çocuklarınızı başkasına emzirtmek isterseniz, vereceğinizi güzel güzel verdikten sonra yine size günah yoktur. Allah'dan da korkun ve bilin ki, Allah ne yaparsanız görür, basîr'dir." (2/233)

Bebek Bekleyen Babalara Tavsiyeler

1. Ceninin gelişimi ve doğum ile ilgili eğitici video kasetlr bulun. Evebeyn olma ile ilgili kitaplar okuyun.

2. Doktorunuza gidin ve tüm sorularınızı sorun.

3. Duygularınızı, ümitlerinizi, beklentilerinizi ve ihtiyaçlarınızı eşinizle tartışın.

4. Diğer babalarla onların evebeynlik deneyimleri hakkında konuşun.

5. Eşiniz için özel bir doğum hediyesi hazırlayın. Bunu doğuma giderken de verebilirsiniz.

6. Çocuğunuz için bir dünyaya hoşgeldin hediyesi hazırlayın.

7. Çocuğunuzun kalp atışlarını dinleyin. Tekmelerini fark etmeye çalışın, çocuğunuzla konuşun ve onun sizin sevgi dolu sesinize tepki verip vermediğine dikkat edin.

8. Yuvayı hazırlayın. Kırıkları onarın, ihtiyaçlarınızı tedarik edin ve sadece bebeğiniz için olan yepyeni bir ortam oluşturun.

Bebeğinizin 0-1 Yaş Arası Gelişimi Hakkında Bilmeniz Gerekenler Nelerdir?

01) BİR AYLIKKEN: Bu ayda bebeğinizin çoğu hareketleri reflekslere dayalıdır. Kollarını ve bacaklarını dışarı doğru ittirir. Yumruklarını ağzına götürür ve emer. Ancak başını hâlâ tutamamaktadır.

02) İKİ AYLIKKEN: Devamlı kıvrık duran bacaklarını ve ellerini açmaya ve hareket ettirmeye başlar. Bir nesneyi birkaç saniye için tutabilir.

03) ÜÇ AYLIKKEN: Kollarını kullanmaya başlar. Karın üstü yatarken kafasını ve göğsünü kaldırabilir. Tekmeler. Gülümsemeye ve sesler çıkartmaya başlar.

04) DÖRT AYLIKKEN: Vücudun üst kısmı ve kollar güçlenmiştir. Başını rahatlıkla dik tutabilir, istediği yöne çevirebilir. Destekle oturabilir. Nesneleri tutabilir ve seslere tepki verir.

05) BEŞ AYLIKKEN: Sırt üsütü yatarken ayaklarını ağzına götürebilir. Yuvarlanır. Etrafında olup bitenleri gözleriyle izler ve eşyaları kendiliğinden alabilir.

06) ALTI AYLIKKEN: Yerde rahatlıkla yuvarlanabilir. Kişileri ayırtetmeye başlar. Yavaş yavaş emekleyebilir. Diş çıkartmaya başlar.

Bebeklere Vurulması Gereken Aşılar Nelerdir?

01- VEREM (B.C.G.) AŞISI:
Bebeğin doğumundan sonra ilk iki hafta veya ilk ay içinde yapılmalıdır.

02- BOĞMACA AŞISI:
Bebek iki veya üç aylık olunca yapılmay başlanmalıdır.

03- KUŞPALAZI (DİFTERİ) AŞISI:
Süratle ilerleyen bir hastalık olan difteri (kuşpalazı) bademcikler ve çevresi üzerinde beyazımsı bir renkte parçacıkların oluşumu ile başlar. Aşısı aynen boğmaca aşısı gibi yaptırılır.

04- TETANOZ AŞISI:
Yara bere veya yanıklar yoluyla mikrop kapıp tetanoz olmaması için boğmaca ve difteri aşıları ile birlikte tetanoz aşısının da yaptırılması gerekir.

05- ÇOCUK FELCİ AŞISI:
Çocuk Felci Aşısı iki türlüdür:
a) Salk aşısı: İğne şeklinde uygulanır. Birer ay ara ile üçdefa tekrarlanır. Her yıl yenilmesi gerekir.
b) Sabin Aşısı: Ağız yolu ile verilen bu aşı, hastalık etkisi ortadan kaldırılmış canlı virüslerdir. İki üç aylıktan itibaren damla halindeki aşı, bebeklere kaşıkla içirilir.

06- ÇİÇEK AŞISI:

Bebeğinizin Düzenli Bir Uyku Çekmesi İçin Ne Yapmalısınız?

- Bebeğiniz gece uykudan sık sık uyanırsa; gerginleşmemeye gayret edin. Sinirlerinize hakim olun. Eşinizle birlikte düşünün ve ne yapmanız gerektiğine daha önceden karar verin.

- Bazen de bebeğinizi yanınıza alın, ona güzel şeyleri fısıldayın. Ona sevginizden, kendisinden yana olduğunuzdan bahsedin.

- Bebeğiniz açken uyumaz, onu doyurun.

- Bebeğinizin nasıl olsa gecenin belli saatlerinde uyanıp sizi de uyandıracağını dikkate alarak gündüzün ilk fırsatta uyumaya çakışın. Uyku konusunda kendinizi küçük ayrıcalıklarla takviye yoluna gidin.

- Belki beş-altı ay kendi odanızda yatırıp uyuttuktan sonra, artık bebeğinizi odanızdan ayırmak için uygun olan zaman dilimi sizin için başlıyor demektir. Ona başka bir yer bulun.

- Bebeğinizi yatırıp uyutmak istediğinizde bazen kendiniz de onunla birlikte yanına kıvrılarak uyumayı deneyin, yani birlikte bir güzel uyku çekin.

- Bebeğinizin kendine has bir uyku ritmi varsa mümkünse onu uygulamaya bakın. Kendi programınızı onunkine uydurmaya çalışın.

Bebeklere Bakmanın ve Sağlıklarını Korumanın Püf Noktaları Nelerdir?

01- Bebekler yetişkinlerin ilgisine muhtaçtır, bu doğru. Ancak en yakınlarını bile sürekli başında istemez, dinlenip uyuma ihtiyacı vardır.

02- Ağlayan bir bebek cevap ister. Üstelik ne kadar küçükse cevap verme süreniz o kadar kısa olmalıdır. İlginiz onu şımartmaz, bebeğe onu sevdiğinizi ve anladığınızı gösterir.

03- Bebek gaz sancısıyla ağlıyorsa, bacaklarını bedenine doğru çekmeniz iyi sonuç verir. Her bacağı dönüşümlü olarak bükerek gövdesine hafifce bastırmanız fazla gazın dışarı çıkmasını sağlar.

04- Bebeği uyumadan beşiğine yatırırsanız, uykuya daima ve derin uyuma konusunda problemlerin çıkmasını önlemiş olursunuz.

05- Geceleri mamasını loş ışıkta yedirirseniz gece ile gündüz arasındaki farkı öğrenir.

06- Geceleri zorunlu olmadıkça altını açmayın. Çünkü bez değiştiriken bebeğin uykusu dağılır ve bu her gece tekrarlanırsa, alışkanlık haline gelir ve her gece aynı saatte bebek uyanır.

Bebeğinize Sinirlenmeyin!

- Bebeğiniz ilginizi çekmek için çeşitli hareketler yapar. Ona hissettirmeden dikkatle izleyin. Yaptığı şeylerin doğru olanlarından onu destekleyin, yanlışlarını ise anlayacağı şekilde hissettirin.

- Bebeğiniz ağladığı zaman içinizden onu sarsmak ve hırpalamak gelmesin.

- Bebeğinize karşı öfkenizi kimseye zarar vermeden kontrol altına almaya çalışın.

- Bebeğiniz sizi asabileştirecek kadar huysuzluk yapıyorsa sabretmeye çalışın.

- Bebeğiniz sizi zor ve sıkıntılı hale sokuyorsa, o zaman derin nefes alarak, nefesinizi tutarak, nefesinizi geri bırakarak kendinizi dinlemeyi deneyin, bazen ağlayın, bazen sayı sayın, enejinizi harekete geçirin.

- Dinç ve dinamik kalmaya özen gösterin.

Bebek Neden Ağlar?

Bebekler derlerini ağlayarak anlatırlar. Onun derdini anlamak büyüklere düşer.
Bebeklerin ağlamasını belli başlı sebepleri vardır. bunlar şöyle sıralanabilir:

1- Açlık,
2- Altının ıslaklığı,
3- Fazla sıcak veya soğuk hava şartlarından etkilenmesi,
4- Gaz birikmesi, gazını rahat yapamaması,
5- Sancılanması,
6- Yattığı yerin rahat olmaması,
7- Uykusuz kalması,
8- İlgi ve sevgiye muhtaç halde olması vs. gibi.

Dikkatli bir anne bebeğin ağlamasının sebeplerini büyük ölçüde bilebilir. Akla gelen ilk tedbirleri alır.

Bebeğin ağlaması dinmiyorsa biraz daha ince ve derin düşünüp başka sebepler araştırır.

Yine de çare bulamıyorsa, doktora danışmak gerektiğine inanmalıdır.

Sürekli ağlayan, sakinleştirilmesi zor, huysuz bir bebeğiniz mi var, öyleyse;

- Altı ıslaksa kurulayın.

- Bebeğinizi bazen battaniyesine koyun, bazen omuzunuza yaslayın, bazen beşiğine yatırın, hafifçe ve yavaşça sallayın.

"Hu, hu, hu, ninni, ninni" diye mırıltılı şarkılar söyleyin, bazen de ayağınızda da sallayın. Siz de bebeğinizle beraber rahatlamaya çalışın.

Çocuğun Eğitiminde İlk Öğretmen Kimdir?

Çocukların eğitimi ile ilgili olarak bugüne kadar çok şey duymuş ve okumuştum. Bilhassa seneler önce Sızıntı dergisinde "Çocuklar alim olarak doğuyor" diye bir yazı okumuştum. Yazar, Amerikadaki ihtisası sırasında bazı profesörlerin, yeni doğmuş çocuklarla iletişim sağlamak için konuştuklarını ve bu konuşmaları çocukların kendilerine göre anladıklarını da ifade ettiklerini yazıyor, hatta çocukların anne karnında bile konuşulanlarla ilgilendiklerini ifade ediyordu. Biz bir ara STV'de Kur'an'ın bazı ayetleri üzerinde konunun mütehassısı bilim adamlarımızla sohbet programları yapıyorduk. Kur'an'da Kasas surasi'nin yedinci ayetinde geçen; Musa'nın annesine vahyettik ki: Onu (Musa'yı) emzir, başına bir şey gelmesinden korkuyorsan (bir sandık içinde) onu denize bırak."

Bebekle İletişim Nasıl Kurulur?

Bebeğinizle nasıl iletişim ve "ortak bağ" kurabilirsiniz?

-Evvela kendiniz karı-koca olarak aranızda "sevgi, saygı ve hoşgörüye dayalı" bir "iletişim" kurduğunuzda, bebeğinizle de "özellikle" sevgide odaklaşan bir "iletişim" kurabilmeniz söz konusu olacaktır. Yani aile ortamında bebeniğizle iletişim kurabilmenizin sırrı "sevgide ve ona ait duyarlılığınızda" yatmaktadır. Bu inceliği bilin.

-Bebeğinizi doyurma, bakımlı kılma, sevgisini gözlemleme gibi durumları gözönünde bulundurarak "ana-baba-çocuk" üçlüsünün duyum, his, duygu ve duyarlık gibi hassasiyetlerini ciddi manada korumak gerekir.

-Bebekle ana rahmindeyken başlar, altı yaşına kadar devam eder "iletişim".

-Bebeğinizin ağlamaları, ona dokunmanız, onu sevmeniz, onu okşamanız, onunla ilgilenmeniz, onun gözlerine bakmanız, onun hareketleriyle ilgilenmeniz gibi, hal ve tavırlarınız, onunla kurmanız gerekli olan "iletişim" alanına girer.

Anket

Powered by Drupal - Design by artinet