Romantik Kıskançlık

İlişkinin Tuzu Biberi Olarak Görebileceğimiz Tutku' nun reçetesi mi ?
İlişkiyi Gitgide Yokoluşa Sürükleyen Bir Virüs mü ?

Kıskançlık milyonlarca yıl içinde işlene işlene gelişmiş ve uzun süreli hedefleri olan sevgi ile simbiyotik bir ilişki içinde olan bir duygudur. Terk edilme tehlikelerine ve sadakatsizliğe karşı kişide bir savunma aracı olarak gelişir. Kıskançlık binlerce biçimde kendini ifade edebilir. Bizim sözünü edeceğimiz kıskançlık ise daha çok özel ilişkilerde kendini hissettiren "kıskançlık" olacak. Kıskançlık dendiğinde çoğumuzun aklında oluşan ilk anlamlandırma muhtemelen "olumsuz" anlamıyla ifade edilir olmaktadır. Gerçekte ilişkilerde kıskançlık hangi noktaya kadar olumlu, hangi noktadan sonra olumsuz sonuçlar doğurur? Kıskanç bir partner kendini nasıl ifade eder ve ederken de aklından neler geçer ? Kurban rolünde kalan karşı tarafın içinde kaldığı durumlar neler?... Bu gibi bir çok sorunun yanıtlarını bulmaya ne dersiniz. Öncelikle "kıskanç kişi"den başlayalım:

Kıskanç partner içinde ne gibi bilişsel süreçler geçirir ve bunları nasıl dışavurur?
Bir kısmında bir veye birden çok korku egemendir; ihmal edilme korkusu, terk edilme korkusu, partnerini kaybetme korkusu, partnerini bir başka hemcinsiyle paylaşma korkusu... Bir kısımda ise derin bir güven problemi vardır ve karşı tarafa bağlanmada güvensizlik yaşar. Tehdit hissettiği kişilere karşı da tuzak kurma ve/ veya onları eleştirel değerlendirmede abartma eğilimi görülür. Partnerine karşı geliştirdiği bu duygulanımı ona karsı yansıtmada ise; anlamsız karşı çıkışlar, özgürlüğünü kısıtlayıcı davranış ve isteklerde bulunma (eşini sevgi zinciriyle sıkıca bağlama, sevdiği bu kişinin etrafına duvar örme, sevilen kişinin ne yapması, ne görmesi, ne düşünmesi gerektiği hakkında emirler yağdırması...) Bunlar yalnızca amaca ulaşmak, yani partnerine sahip olmak, arzusu ile seçilen yollardır.

Peki ilişkilerdeki bu kıskançlık duygusu nasıl ve ne zaman harekete geçer ?
Her ne kadar asıl yapılanma çocukluk çağlarına uzanmış olduğu düşünülse de (özellikle kardeş kıskançlığı ile kendini belirgin hale getirir), ilişkilerde durum biraz daha farklı şekil alır. Kıskançlık duygusu özellikle bir "terk etme sinyali" algılandığında (şüpheli bir ortadan kayboluş, davranışlarda bir değişiklik, yabancı biri ile göz teması yakalandığında, partnerinizin de o yabancıya tepkisiz kalmaması, ortaya çıkan yeni tek başına yapması gereken faaliyetler, cinsel yaşamda ani bir değişiklik...) harekete geçer. Bu işaretler, sadakatsizlik olarak algılanıp duygusal olarak tehdit hissedilirse alarma geçer. Çünkü bunlar, ilişkinin bitmesi ile bağlantılı çağrışımlar yaparak kişiyi var olan düzeni korumaya, git gide daha da emniyetlendirme çabalarına imkan tanıması için tetikler.

Kıskançlıkta sınır nedir? Nereye kadar ilişkiyi sağlamlaştırır, nereden sonra tüketir?
Beklenebilirlik sınırını aşmış (aşırı), olayları rasyonel algılamanın dışına çıkmış ve akıldışı tehditler algıladığını savunan bir psikiyatrik bozukluk olan paranoya çizgisine uzanan hastalıklı kıskançlık boyutunda yaşanan duruma hem kişinin kendisinde bir özyıkım hem karsı tarafta bunaltı hem de normal giden ilişkinin dramatik bir şekilde sona erişi bilinen ve beklenen bir sonuçtur. Bu durumda gerçek bir rakiple ilgilenen eşin oluşturduğu gerçek bir tehdit de algılandığından durum daha da vahimleşir. Kıskançlıkla kendine savunma düzeneği oluşturan kişi, asıl amacını yani hedefi elde etmekten çok onu kaybetmeye yol açan tavırlar sergilemeye başlamıştır. Bununla birlikte kıskançlık asıl hedefe işaret ettiği sürece ve sonuçları iki tarafı da zedelemediği sürece ilişkiyi besleyici ve zenginleştirici bir rol oynar. Romantik bir ilişki içinde kıskançlığın bu normal seviyede varolması değil, yokluğu kötüye işarettir. Bu hal duygusal iflasın habercisidir. Bu durum en azından bir tarafın kendisinin "sevilmiyor" olmasını düşündürtebilir. Bunun sonucunda duygusal patlamalar, öfkeli konuşmalar ile iletişim kopukluğu ortaya çıkarak ilişkinin bitmesine suç ortaklığı yaparlar.

Bir kıskançlık testinin ortaya çıkardığı ilginç sonuçlar
Western İllinois Üniversitesin'nden Dr. Eugene Mathes, evli olmayan ama duygusal bir ilişki içinde bulunan bir grup kadın ve erkeğe, bir ilişki içinde yaşanan kıskançlık testi uygulamış. Testten 7 yıl sonra bu insanlarla tekrar bağlantı kurmuş ve onlara ilişkilerinin şu anda ne durumda olduğunu sormuş. Teste katılanların yaklaşık olarak %25' i evlenmiş, %75' i ise ayrılmış. Evlenenlerin 7 yıl önceki kıskançlık puanları ortalama olarak 168 bulunmuş, ayrılanların ise 128. Sonuç, kıskançlığın uzun vadeli sevgi ile kaçınılmaz bir biçimde bağlantılı olduğuna işaret etmektedir. (Dr.David Buss, Dangerous Passion,2000.)

Kıskançlığın "olumlu yüzü " eşlere neler kazandırır ?
Eşler arasında bazı kıskançlık ifadeleri sevgi davranışları olarak da yorumlanabilir. Bu kıskançlığın ilk aşaması olarak tedbirli davranmanın artmasıdır.(son aşama ise şiddeti içerir ancak bu olumsuz aşamaya geçer.) Örneğin erkek, eşini günde en az bir iki kez aramasıyla ilişkiyi koruma ve uyanık olduğunu hissettirerek eşine sevgi mesajları vermiş olur. Ya da kadının uykusunun eşini düşünmekten kaçması onu derin sevgisinin işareti olarak algılanabilir. Bunun gibi, bir erkek kız arkadaşını çok sevdiğini arkadaşlarına anlatırken hem sevgisini haykırmakta hem de olası rakiplerine gözdağı vererek kız arkadaşından uzak durmaları gerektiği mesajını vermekte bir bakıma ilişkini korumaktadır. Daha da ayrıntılara indiğimizde aslında bütün rakip olarak algılanabilecek üçüncü şahıslar, tutkuyu daha da güçlendirebilmektedir.

Kıskançlığın ilişkiye zarar verdiğini hissettiğimiz anda neler yapılmalı ?
İlk başta hissedilen kıskançlık duygusunun kaynağı araştırılmalı, kişi önce kendi kendine bu sebepleri sıralamalı ve " zarar almadan bu durumun üstesinden nasıl gelebilirim sorusuna yanıt aramalıdır". Daha önceden kazanılmış olması gereken, kazanılmamış ise daha zor olacağından bir uzman desteği ile açık ve dürüst iletişim ile problemi sahiplenip, fayda getirebilecek çözümleri paylaşmalı ve orta yolu bulmayı amaçlamalılardır.

Psikolog Esin AŞKIN

Yorumlar

Evli kişiler eşlerini ilgi

Evli kişiler eşlerini ilgi ve alakayı kesmemeli sevgi çok önemli bunu davranışlarıyla belirtmeli uzun sürecek ilgi ve alakasızlık soğuma sevginin körermesine huzursuzluğa vardır.Kıskançlık;aile eşler arasındaki durum mutlaka kıskançılık olmalıdır.bu duygu sevdiğinizi bununla ifade edersiniz karşı tarafında bunu hemen algılar değer verildiğini hemen anlar.Ölçüyü iyi ayarlıyarak yapmalıdır.gereksiz durumlar alışkanlık yapar sevgi yerine güvensizlik hiddet ve şiddete gider.işin özü İslamı bilmek hayat tarzını icine sindirmek lazım.Evlilerin kıskançlıklarının çok kötüye gidici nedenide ailelerde bu işin sirayet etmesi annede babada görmüştür.Aynen devam eder.ortam tabiki önemli bunu indirgemek güven ortamıyla daha huzurlu olunur sevgiler

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: