Çocuğa babasının ölümü nasıl söylenmeli?

Çocuk söz konusu olduğunda ölüm olayı anne açısından daha da açıklanamaz bir hal alır. Sadece anne değil, ailenin diğer fertleri de, babasının öldüğünü çocuğa nasıl söyleyeceklerini bilemezler. Sonuçta bu, insanın başına bir kez gelen bir olaydır ve kişiler bu konuda deneyimsizdirler. İlk akla gelen, çocuktan babasının öldüğünü saklamak olur. Çocukların yaşlarına göre, ölüm olayını algılamaları farklıdır.

1-2 yaşlanndaki çocuklar: Babalarının öldüğünü fark etmezler.
3-4 yaş çocukları: Kötü bir durum olduğunu hissederler ama olayın ciddiyetini kavrayamazlar. Bu yaş çocukları için babalarının ölümü ile babalarının seyahate gitmeleri aynı anlamdadır. Baba gitmiştir, yoktur ama bir gün gelecektir beklentisi ile yaşarlar. Sürekli soru sorarlar. Babalarının ne zaman geleceğim öğrenmek için evdeki herkese sorular sorarlar. "Baban artık gelmeyecek tatlım" yanıtına soruları hazırdır: "Neden gelmeyecek? Yoksa artık bizi sevmiyor mu?" 3-4 yaş çocukları ölümü terk edilmek olarak anlamlandırdıklarından, babalarının ölümünü de terk edilmişlik, sevilmemek olarak algılarlar ama yaşları büyüdükçe ölümün gerçek anlamını kavramaya başlarlar. Bu yaş çocukları her kapı çaldığında "Babam geldi" diye,her telefon çaldığında "Babam arıyor" diye koşarlar. Çocuğun bu davranışları doğal olarak anneyi oldukça üzer ve hırpalar.

Bu yaş grubu çocuklarına, babalarının artık Allah´ın ve meleklerin yanına gittiği, orada mutlu ve rahat olduğu anlatılmalıdır. Çocuk Allah ve melek kavramlarını sorduğunda; Allah´ın bütün insanların yaratıcısı olduğu, bizleri yarattığı sonra da onun yanına geri döndüğümüz açıklaması yapılmalıdır. Melekler ile ilgili sorularına ise, bizim koruyucularımız ve yardımcılarımız olduğu söylenmelidir.

Çocuğa babasının öldüğü aniden söylenmemelidir. Çocuk ilk anlardaki ortamdan uzak tutulmalı, annesinin feryatlarını duymamalıdır.

Bu yaş grubu çocuklarının annelerinin durumu oldukça zordur. Belirttiğim gibi, sürekli sorular sorarlar ve her sorunun ardından yanıtlaması daha güç sorular gelir. Bu yaş grubu çocuklar çevrelerindeki her durumu soyut olarak algılarlar. Olayları somutlaştırmaları henüz gelişmemiştir. Ölümün kendisi ise son derece soyuttur, yetişkinlerin bile anlamakta zorlandıkları bu olayı 3-4 yaş grubu çocuğunun algılaması imkânsızdır.

Çocuğunuzun, babası ile beklentilerinin bitmemesi, bir gün çıkıp geleceğini sanması, sürekli sorular sorması sizi zedeliyor ve üzüyor olabilir. Kendinizi çaresiz hissediyor olabilirsiniz. Çocuğunuzun sorularından bıkmış ve sabrınız taşıyor olabilir.

Ama kendinizi kontrol etmeli, sabırlı olmaya çalışmalı ve çocuğunuz her soru sorduğunda ona anlayışla yanıtlar vermelisiniz. Bir süre sonra ikna olacak ve soruları azalacaktır. Ama bunun için zamana ihtiyaç olduğunu unutmayın.
5-6 yaş grubu çocuklan: Çocuk 5-6 yaşına geldiğinde olayları biraz daha net algılamaya başlar ama hâlâ soyut düşünce bütünlüğü devam etmektedir. 5-6 yaşlarındaki bir çocuk ölümün istenmeyen ve geri dönüşü olmayan bir durum olduğunu anlayabilir. Çocuğa babasının öldüğü söylendiğinde, "Ne zaman geri gelecek?" diye sormaz ama ölümü de kabullenmez.

Bu yaş grubu çocukları duygusal kıyaslarda bulunurlar. "Niye herkesin babası var da benim yok?" diye sorular sorarlar. "Arkadaşlarımın babalan yaşıyor da niye benimki öldü?" "Allah neden başkalarının değil de benim babamı yanına aldı" gibi sorularla annelerini yorarlar. Bu sorular bir isyan olarak değil de, kıyaslama, merak ve kıskançlık olarak değerlendirilmelidir. En yakın arkadaşının babası yaşadığı için onu kıskancın çocukların sayısı fazladır.

Bu yaş grubu çocuğuna da babasının öldüğü aniden söylenmemelidir. "Baban hastalandı ve hastanede yatıyor" şeklindeki duygusal alıştırma altı-yedi gün devam ettikten sonra, "Sanırım babanın iyileşmesi zor" diye çocuk biraz daha alıştırılır. Çocuk hastaneye gidip babasını görmek isterse, hastaneye çocukların alınmadığı söylenmelidir. Bir sonraki aşamada çocuğa, doktorların babasının iyileşemeyeceğini söyledikleri iletilir. Çocuk bu haberler karşısında ağlayacak ve tepki gösterecektir. Bu arada çocuğa ölüm olayı anlatılmalıdır. 3-4 yaş grubu çocuklarına anlatıldığı gibi, hepimizi Allah´ın yarattığını, sonra da yanına çağırdığını ve onun yanına döndüğümüzü, bunun kötü bir durum olmadığını anlatmak çocuğu biraz olsun rahatlatabilir. Çocuk "Yani babamı bir daha görmeyeceğim, öyle mi?" diye soracaktır. Çünkü, iç dünyasını, duyacağı ve onu bekleyen gerçeğe göre ayarlamak durumundadır.

5-6 yaşındaki çocuklar babalarının ölümüne karşın, kreşe ya da anaokuluna gitmemek, annenin yanından ayrılmak istememek, anneyle uyumak istemek, içe dönüklük ya da saldırganlık gibi tepkiler geliştirebilirler. Annelerinin de öleceğinden korkarlar ve annelerini yalnız bırakmak istemezler. Çoğu çocuk annesine, "Sen ne zaman ölürsün? Ya Allah seni de yanına çağırırsa, o zaman ben ne yaparım?" gibi sorular yöneltirler. Çocuğun sorularına olabildiğince doğru yanıtlar verilmelidir. Çocuğun annesi ile ilgili kaygıları giderilmelidir ama çocuğa hiçbir zaman, "Ben asla ölmeyeceğim, hep seninleyim" diye gerçek dışı yanıtlar da verilmemelidir. Ne zaman öleceğini hiç kimsenin bilemediği anlatılmalıdır. Ancak sürekli ölümü düşünerek yaşamanın sağlıklı olmadığı, hayatı bize zehir edebileceği, bu yüzden birlikte olmanın mutluluğuna vararak yaşamanın güzel olduğu çocuğa anlatılmalıdır. Ayrıca bu yaş çocuğunun yanında ağlamak çocuğu olumsuz etkileyeceğinden, anneler duygularını kontrol etmelidirler.

7-10 yaş çocukları: 7 yaşına gelmiş bir çocuk, gerçekleri değerlendirme becerisine yavaş yavaş sahip olmaya başlamıştır. A.ncak yine de somut algılamaları tam gelişmiş değildir. 7-10 yaş grubu çocukları çevrelerinde olan bitenden haberdardırlar. Gözlerinden hiçbir şey kaçmaz. Hayata ilişkin ve sosyal olaylara ilgili ve meraklıdırlar. Savaş, deprem, yangın, uçak düşmeleri vb. olayları dikkatlice takip ederler. Bilimsel gelişmelere açıktırlar, dünyadaki gelişmelerle yakından ilgilenirler, sorular sorarlar.

Bu yaşlar arasındaki çocuklar ölüm kavramını da sorgularlar. Ölümün ne olduğu, neden olduğu, öldükten sonra neler olacağı gibi soruları çevrelerindeki kişilere yönlendirirler. Bu yaş grubu çocukları, anne-babalarının ölmesinden korkarlar. Anne-babalarının öldüğünü rüyalarında görürler. Bilinçaltlarında bu kaygıyı taşıdıklarından, sık sık böyle kâbuslarla uyanırlar.

Çocuk bu yaşlarda yaşama anlam katmaya başladığı için, yaşamın zıt kavramı olan ölüm onun ilgisini çekmeye başlar. Anne-babasına, "Sizin ölmenizden korkuyorum" der. İnsanın ölümün karşısında kendisini güçsüz hissettiği yaşların başlangıcıdır bu yaşlar.

İşte bu yaşlarda, babanın ölümü çocuk için ağır bir darbe olur. Korktuğu başına gelmiştir. 7-10 yaş arası çocuklar babalarının ölümünü kolay kolay kabullenemezler. Bu çocuklarda psikolojik bozuklukların yanı sıra, babanın ölümünü reddetme davranışına da rastlamak mümkündür. Sık rastlanan tepkiler arasında, yalan söylemek gelir. Bu çocuklar babalarının ölmüş olduğunu söylemezler ve çevrelerine babaları hayattaymış gibi konuşurlar.

Babasını amansız bir hastalıktan kaybeden 8 yaşındaki bir kız çocuğuna, babasının ölümünü, annesinin isteği üzerine birlikte söylemiştik. "Öleceğini biliyordum, çünkü çok hastaydı" demişti ve hiç ağlamadan terapi odasından çıkmıştı. Daha sonraları da küçük kız hiç ağlamamış ve tepki vermemişti. Tabiî bu doğal değildi. Annesi onun sanki hiçbir şey olmamış gibi hayata devam ettiğini söylüyordu. Annesi bir gün okula gittiğinde, öğretmeninin bu olayı bilmediğini fark etmişti. Küçük kız ne öğretmenine ne de arkadaşlarına babasının öldüğünü söylememişti. Babası yaşıyormuş gibi hikâyeler anlatıyor, "Babamla sinemaya gittik" gibi anlatımlarda bulunuyordu.

Bu yaş gruplarında sık rastladığımız, babanın ölümünü reddetme ve saklama davranışı, çocuğun uzman yardımına gereksinim duyduğu anlamına gelmektedir.

Yine bu yaş grubu çocuklarına da babalarının ölümü alıştırarak söylenmeli, aniden söylenmemelidir. Çocuk cenaze evinden uzak tutulmalı, annesinin ve diğer kişilerin feryatlarını duymamalıdır. 10 yaşına kadar çocuklar mezarlığa götürülmemelidir. Çocuğa mezarla ilgili, mezarın içiyle ilgili bilgiler verilmemelidir.

Babalan ölen 7-10 yaş çocukları karanlıktan, gece yalnız yatmaktan, evde yalnız kalmaktan korkarlar. Bu yaş çocukları hayalet hikâyelerine meraklı olurlar ve okulda birbirlerine gerçek dışı ve olağanüstü korkunç hayalet öyküleri anlatırlar. Buna bir de babanın ölümü eklenirse çocuğun korkuları oldukça artabilir. Babasının hayaleti gelecek diye korkan pek çok çocuk vardır.

Çocuğunuz 7-10 yaş arasındaysa, bu dönemi epeyce zor geçireceksiniz demektir. Neredeyse size yapışık yaşamayı isteyecek ve korkuları yüzünden günlük yaşamını yaşamakta zorlanabilecektir. Sabırlı olmalı, çocuğunuza karşı anlayışlı davranmalı ve kesinlikle psikoterapi seanslarına katılmalısınız.

11-14 yaş çocukları: 11 yaşından itibaren çocuklar olaylar ve durumlar karşısında mantık yürütmeye başlarlar. Diğer yaşlarına oranla, duygularını daha kontrollü yaşarlar. Davranışlarını daha çok kontrol edebilirler. Tuvaletleri geldiğinde, karınlan acıktığında ya da her hangi bir gereksinimleri olduğunda mantıklı davranarak, çözüm üretmeye çalışırlar.

Artık annelerine daha az bağımlıdırlar ve kendi ayakları ü-zerinde durmaya başlarlar. Adölesan (ergenlik) dönemine de girdikleri için davranışlarında değişmeler olur. Artık anne-babalarının sözleri onlar için tek doğru değildir. Kendi doğrularını oluşturmaya başlarlar. Arkadaşlık kavramları farklılaşır. Sırdaş arkadaşlar edinmeye başlarlar. Daha sosyaldirler. Gezme ve eğlenme anlayışları değişir. Dış dünyaya açılmak onlara keyif verir. Arkadaşlarla gezmek, müzik dinlemek, telefonda konuşmak en büyük zevkleri arasında yer alır. Bu arada ilk aşk ve
flört olayları da bu yaş çocuklarının hayatında önemli bir yer alır. Güzellik, yakışıklılık, beğenilmek, âşık olunmak kavramları onlar için olmazsa olmazlar arasındadır. Bunların yanı sıra pasaklı ve tembeldirler, uyumayı severler, söz dinlemezler, âsidirler, her şeyi bildiklerini sanırlar, odalarını toplamaz ve ders çalışmayı sevmezler. Bu dönemde ders notlarında düşmeler sık görülür.

Bu yaş grubu çocukları ölüm kavramım kendi mantıkları çerçevesine oturtmuşlardır. Hayata ilişkin neden-sonuç ilişkilerini kurabildiklerinden, ölüm kavramı onların zihninde yetiş-kinlerinkine yakındır.

Ancak yine de bu yaş grubu çocuklarına da babalarının öldükleri aniden söylenmemelidir. Çocuk babasının ölümüne alıştırılmalıdır. Bu yaş çocukları mevlitlere katılabilir, mezarlığa gidebilirler, yine de çocuğun kişiliği ve babasına olan duyguları göz önünde tutulmalıdır.

Babası öldükten sonra çocuk içine kapanabilir ve isyan edebilir. "Neden benim babam?" diye isyan etmesine sık sık rastlanır. Bu yaşlarda babasını kaybeden çocuklar Allah´a olan inançlarını da kaybedebilirler. Allah´a inançları zedelenebilir ve ateist (inançsız) bir tutum sergileyebilirler. Çocuğunuz böyle bir tutum içerisine girerse onu eleştirmeyin, kızmayın, yargılamayın. Ona biraz zaman tanıyın. Tepkisini şimdi bu şekilde ortaya koyuyor ama zaman içinde kendisini dengeleyecektir.

Çocuğunuzla dertleşebilir, duygularınızı paylaşabilirsiniz. Onun da sizinle duygularını paylaşması için zemin hazırlayabilirsiniz. Anne ile çocuğun en çok çatışma yaşadığı bir dönemde babanın ölümü sizin için zor bir deneyim olacaktır ama sabırlı ve anlayışlı tutumlarınız sayesinde bu zorlu günleri aşacağınızdan emin olmalısınız.
14-18 yaşlan Çocuklar 14 yaşından sonra iç dünyalarını kontrol etmekte daha başarılı olurlar. Tepkilerini ortaya koyma, duygu ve düşüncelerini doğru yansıtma becerileri geçmiş yıllara göre çok fazla gelişir. 18 yaşından sonra ise genç yetişkinler olarak yaşamlarını sürdürürler.

Bu yaş çocuklarının duygusal büyümeleri son derece hızlıdır. Olgunlaşmaya başlarlar, kişilik özellikleri daha da belirginleşmeye başlamıştır, çevrelerine karşı daha saygılıdırlar, kendi doğruları belirginleşmiştir, yardımlaşma duyguları, fedakârlık davranışları artar. Başkalarının düşüncelerine önem vermeye başlarlar. Artık mantık süreçleri daha sağlıklı işlemektedir.

Sevgi, aşk gibi özel duygularla tanışırlar. Terk etmeyi ve terk edilmeyi deneyimlerler. İdealleri şekillenmeye başlar. Arkadaşlarına olan çocuksu düşkünlükleri yavaş yavaş azalır ve anne-babaları ile zaman geçirmekten keyif alırlar. Kendilerini geliştirmek için hobiler oluştururlar ama bazıları yine de derslere çok ilgili değildir. Şekil ve dış görünüş onlar için önemlidir ama insanların kişiliklerinin de önemli olduğunun farkına vardıkları bir dönemdir bu yaşlar.

Bu dönemde babalarını kaybeden çocuklar depresyona girebilirler ve hayattan uzaklaşabilirler. Yine bu dönemde çocuğu ani şoklardan uzak tutmak gerekir. Ölüm haberini aniden vermek sakıncalıdır. Ama küçük yaş çocuklarına yapıldığı gibi, ölüm haberini haftalarca uzun zamanlara yaymak da doğru değildir. Her yaşta olduğu gibi bu yaşlarda da ölümü kabullenmek kolay değildir. Bu yaş çocuklarında da Allah´a isyanın yanı sıra, kadere isyan etme olabileceği gibi, tam tersine tepkiler de oluşabilir. Allah´a sığınma ve dinî inançlar çerçevesinde yaşamaya da yönlenebilirler. Ya da hiçlik duygusuna kapılıp dünyanın boş olduğu, gününü gün etmek gerektiği, çalışıp çabalamanın ne kadar anlamsız olduğu gibi patolojik (hastalıklı) düşüncelere de sığınabilirler.

16 yaşında babasını kaybeden genç bir kız bunun kendisine Allah´ın verdiği bir ceza olduğunu düşünmüş ve örtünmeye karar vermişti. Kendisi örtündüğü gibi, annesini de örtünmek için zorluyordu. 17 yaşındaki bir delikanlı da, hayatın ve yaşamanın boş olduğunu düşünmüş ve okulu bırakma kararı almıştı. 15 yaşındaki bir başka delikanlı da, babasının rolüne bürünmüş ve iş aramaya başlamıştı, oysa maddi sorunları yoktu. Panik bozukluğu olduğu için terapilere katılan 30 yaşlarındaki bir hanım da 15 yaşında babasını kaybettiğini ve o günden beri asla dua etmediğini söylemişti.

Eşinizi kaybetmek size hem maddi hem de duygusal yükler getirecektir. Bunun aksini düşünmek gerçekçi olmaz. Yakınlarınızın desteği, dinî inançlarınız ve çocuğunuzun sevgisi ile bu zorlu günleri aşacağınızı sakın aklınızdan çıkarmayın. Kendinizi bırakmamaya çaba gösterin, unutmayın ki, çocuğunuzun her zamankinden daha çok şimdi size ihtiyacı var. Anne olma sanatının içinde güçlü olmak da var.

Yorumlar

babam felçli şuan benim. ben

babam felçli şuan benim. ben 14 yaşındayım ve babamın yakın bir zamanda öleceğini biliyorum, konuşamıyor ve hep yatıyor ama şuan yanımızda kalmıyor.. o yüzden çok etkilenmiiyorum şuan zaten yok gibi sadece adı var.. bu kötü bir şey tabii ama beni çok etkilemiyor. 8 yaşında bir kardeşim var eskiedn o çok üzülüyordu ama o da alıştı sanırım, çok önemsemiyor. annemse babama baya bağlıydı ama o da alışır, alışmak zorunda. babamın ölmesini istemiyorum. istemiyoum, hiç istemiyorum ne yapabilirim kendimi bazen boşuna yaşşıyor gibi hissediyorum, bazense çok mutlu oluyorum,,

bu yazılar umarım canımdan

bu yazılar umarım canımdan çok sevdiğim öğretmenimin 6 yaşındaki kızına çok faydalı olur

Yeni yorum gönder

Bu alanın içeriği gizli tutulacak ve açıkta gösterilmeyecektir.
  • Allowed HTML tags: <a> <em> <strong> <cite> <code> <ul> <ol> <li> <dl> <dt> <dd> <img> <b>
  • Satır ve paragraflar otomatik olarak bölünürler.

Biçimleme seçenekleri hakkında daha fazla bilgi

CAPTCHA
This question is for testing whether you are a human visitor and to prevent automated spam submissions.
Image CAPTCHA
Enter the characters shown in the image.

Anket

Daha iyi çocuk bakımı için en çok ne yapıyorsunuz: