| Açılış Sayfası Yap | | | (ctrl+D) Favorilere Ekle |
Keskin Bıçak, Namı diğer SEVGİ
Sevgi, Allah'ın insanlara verdiği en büyük nimetlerden biridir. Her insan hayatı boyunca çok sevdiği, güvendiği, yakın hissettiği kişilerle birlikte olmak ister. Allah'ın verdiği nimetlerin birçoğu, asıl değerini, gerçek sevgilerin ve dostlukların yaşandığı ortamlarda bulur.
Örneğin, gördüğü güzel bir manzaradan zevk alan bir insan, duyduğu heyecanı sevdiği biriyle paylaşmak ister. Aynı şekilde en muhteşem ziyafet sofrası ya da en güzel, en şatafatlı ev bile, tek başınayken bir insana çok fazla çekici gelmeyebilir.
- 8 yorum
- Devamını oku
- 3646 okuma
Bebekler için doğal bakım
Gülücükler, kahkahalar ve su şıpırtılarıyla yankılanan banyo... Plastik ördekleri de unutmayın. Bebeğinizin doğumuyla banyoda değişiklikler yapmanız gerekecek.
Su israfından, bebeğinizin yumuşak cildi için alacağınız ürüne kadar her şeyi planlamanın vakti geldi Dr. Alan Greene Hayykitap’tan çıkan ‘Sağlıklı Bebek Yetiştirme Rehberi’nde etiketlerin üzerindeki ‘mesajları’ iyi okumak gerektiğini vurguluyor. Greene’e göre, kimyasal içeren bakım ürünlerini satın almak yerine, evde kendi ürünlerinizi hazırlayabilirsiniz.
HASSAS CiLTLERE
- Her gün banyo yaptırmaya gerek yoktur. Altını değiştirdikten sonra ılık suyla poposunu yıkamak yeterlidir.
- Vücudunu yıkarken, sabun kullanmayın.
- Altını sık sık değiştirirseniz, bazen hava alması için bezsiz bırakırsanız pişikten koruyabilirsiniz.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 11 okuma
Otistik çocuklar ters kaynaştırmayla daha iyi
"Tersine Kaynaştırma Programı" kapsamında, gelişimini normal sürdüren çocuklarla birlikte İngilizce, spor ve müzik eğitimi alan otistik çocukların gelişiminde ilerleme sağlandığı belirtildi.
Tekirdağ Otistik Çocuklar Eğitim Merkezi (OÇEM) ile Halk Eğitim Merkezi (HEM) işbirliğinde yürütülen ve Türkiye’de ilk kez uygulanan "Tersine Kaynaştırma Programı" kapsamında, gelişimini normal sürdüren çocuklarla birlikte İngilizce, spor ve müzik eğitimi alan otistik çocukların gelişiminde ilerleme sağlandığı belirtildi.
Merkez Müdürü Dinçer Dönmez, yaptığı açıklamada, otistik çocukların diğer öğrencilerle bir arada bulunmalarının onların gelişimi açısından çok önemli olduğunu belirterek, bu nedenle bu programı yaz okulu kapsamında hayata geçirmek istediklerini bildirdi.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 10 okuma
Prematüre doğumda 10 hassas nokta
Normalde 40 hafta olarak kabul edilen anne karnındaki sürecin, 37 haftadan önce sonuçlanması, prematüre olarak tanımlanıyor. Dünyaya gelmesi sabırsızlıkla beklenen bebeklerin, zamanından önce doğumu pek çok sorunu beraberinde getiriyor.
Doğum, 37 haftadan ne kadar aşağı düşerse, bebeğin karşılaşacağı sorunlar o kadar artıyor. Bu durumu “Bebek yetişkin bir insanın küçülmüş hali değildir!” diyerek açıklayan uzmanlar, bebeklerin kendine özgü özellikleri olduğunu ve erken doğanların sağlığının mutlaka yenidoğan alanında uzmanlaşmış hekimler tarafından izlenmesi gerektiğini vurguluyor.
Yenidoğan ve Çocuk Hastalıkları Uzmanı Dr. Gülnihal Şarman, Acıbadem Maslak Hastanesi’nin ‘Bebek Geliştirme Ünitesi’nde prematüre doğan veya başka hastalıklarla savaşan bebekleri hayata bağlamak için çalışıyor. Şarman, tıptaki gelişmeler ve hastaların psikolojileri doğrultusunda prematüre bebek bakımındaki 10 hassas noktayı anlattı:
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 14 okuma
Ağlayan bebeği sakinleştirmenin 5 yolu
Ağlayan bebeği sakinleştirmek için çok fazla uğraşmaya gerek yok. ABD'li ünlü Çocuk Doktoru Harvey Karp'ın uygulaması çok kolay yöntemiyle 5 dakika dolmadan bebeğiniz sakinleşiyor.
Birçok anne için en dayanılmaz olanı bebeklerinin ağlamasıdır. Bebeği susturmak sakinleştirmek için ev halkı seferber olur. Sırayla kucaktan kucağa taşınır, ayakta sallanır, iki ucundan tutulan bir çarşafın ortasına yatırarak saatlerce sallanır. Sizin enerjinizin tükendiği an, eğer şanslıysanız bebeğin de sakinleştiği andır.
Oysa bütün bunlara hiç gerek yok. Amerikalı ünlü Çocuk Doktoru Harvey Karp, "Son derece basit yöntemlerle ağlayan bebeğinizin sakinleşmesini sağlayabilirsiniz" diyor.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 20 okuma
Enfeksiyon bebekleri öldürüyor
Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın, BDP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır’ın soru önergesine verdiği yanıt, son iki yılda hastanelerin yenidoğan servisleri ve yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde yatan 195 bin 114 hasta bebeğin 6 bin 831’inde hastane enfeksiyonu geliştiğini ortaya koydu.
Bakan Akdağ, hastane enfeksiyonu nedeniyle 273 bebeğin öldüğünü belirtirken, ölüm oranını ise yüzde 4 olarak açıkladı.
Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ın, BDP Şırnak Milletvekili Sevahir Bayındır’ın soru önergesine verdiği yanıt, son iki yılda hastanelerin yenidoğan servisleri ve yenidoğan yoğun bakım ünitelerinde yatan 195 bin 114 hasta bebeğin 6 bin 831’inde hastane enfeksiyonu geliştiğini ortaya koydu. Bakan Akdağ, hastane enfeksiyonu nedeniyle 273 bebeğin öldüğünü belirtirken ölüm oranını ise yüzde 4 olarak açıkladı.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 17 okuma
'Süper kadın'lar mükemmeli ararken eş ve çocuklarına hayatı zorlaştırıyor
Kadınlar; kariyer, ev işleri, ideal bir anne ve eş olmak için sürekli koşuşturma içerisinde. Sorumluluklarını düşünmek, yetiştirmek, idare etmek için bin parçaya bölünüyorlar. Ancak bu durum, onları mükemmeliyetçi bir kişilik sahibi yapıyor. 'Süper kadın' sendromu yaşayan kadınlar, baskı ve yönlendirmelerle ailelerinin hayatını olumsuz etkileyebiliyor.
Günümüzde birçok kadın bir yandan işyerinde daha iyi bir kariyere ulaşmak, bir yandan da ideal bir eş, anne ve ev hanımı olmak için yoğun çaba sarf ediyor. Her rolün üstesinden gelmeye çalışan ve kendine hata yapma şansı vermeyen kadınlar, mükemmel olma hastalığına yakalanıyor. Her yere yetişen, bütün sorunları halleden, aileden ve toplumdan gelen beklentileri karşılamaya çalışan mükemmeliyetçi kadın, eş ve çocuğuna da baskıcı bir tutum sergiliyor. Ancak uzmanların 'süper kadın' olarak da tabir ettikleri mükemmeliyetçi kadınlar, bu durumu fark etmiyor. Zamanla sürekli bir şeyler yapmak için koşuşturan, hiçbir şeyi beğenmeyen, çocuğunu ve eşini eleştiren, katı kurallar koyan bir anne ve eş durumuna geliyor.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 36 okuma
Evimiz Cennet Olsun
İnsanın dünya hayatında, önemli bir sığınağı, saadeti, küçük dünyası ve cenneti kendi evidir. Acaba bizim evimiz nasıl bir yer? Cennetten bir köşe mi? Aile fertleri eve döndüğü zaman fırtınalı bir denizden limana sığınır gibi huzur ve sükûn buluyor mu?
Eğer bulmuyorsa neden onu cennetten bir köşeye çevirmeye gayret etmiyoruz? Dünyada cenneti yaşamak varken cehennemi bir hayatı yaşıyoruz? Hem eşimizin hem kedimizin "ah"larını arşa yükseltiyoruz? Bunun suçunu da çoğu kez eşimizde arıyoruz?
Evlenmek ve ev kurmak kolay. Önemli olan evliliği devam ettirmek ve evimizi cennetten bir köşeye çevirmektir.
İsterseniz bir adım atalım. Hayatımızda yeni bir sayfa açalım.
Evin babası, sıkıntılarını iş yerinde bırakıp tebessümle girsin içeriye...
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 64 okuma
İştahsız Çocuğa Nasıl Yaklaşılmalı
Hayatın idamesi için lüzumlu olan hava, su ve enerjinin alımı ve kullanımı çok ince bir mizan çerçevesinde cereyan eder. Vücudun enerji ihtiyacı; bazal metabolizma hızı, yiyecek alımıyla meydana gelen ısı üretimi ve fizikî aktiviteye göre ayarlanır; yani, fizikî aktivite enerji harcamasının en önemli belirleyicisidir. Bazal metabolizma hızı; yağsız vücut kütlesine, yaşa, cinsiyete ve genetik faktörlere bağlıdır.
Enerji alımına ise iştah artırıcı ve azaltıcı faktörler tesir eder. Kortizol ve noradrenalin gibi iştah artırıcı, insülin ve leptin gibi iştah azaltıcı faktörlere neredeyse her gün bir yenisi eklenmektedir. İnsan gerçekten de bu yönüyle bir meçhul kalmaya devam etmektedir.
Beynimizdeki hipotalamus bölgesinde beslenmeyle alâkalı bütün mesajlar bir araya getirilir. Sadece iç faktörler değil, dış faktörler de devrededir: Yiyecek görme, koku duyma, (bilhassa yanmış yağ kokusu) gibi sinyallerle iştah artar. İştah, bir besinin istenerek, sevilerek ve zevkle yenmesi; iştahsızlık ise, beyinden gelen açlık sinyallerini alamama olarak tarif edilebilir.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 46 okuma
Evliliğin ilk dönemleri neden tehlikeli?
Farklı aileden, farklı kültürden gelen ve iki ayrı kişiliğe sahip kadın ve erkeğin oluşturduğu evlilik zannedildiği gibi kolay elde edilmiyor. Evlenmek, yuva kurmak kolay da, ömür boyu o birlikteliği sürdürmek beceri istiyor. O birlikteliğin içinde bulunan sosyal, kültürel, ekonomik, dinî, fikrî, duygusal ve geleneksel sorunlar gelecek için büyük önem taşıyor.
Evliliğin ilk dönemindeki davranışlar evliliğin gidişatını belirlediği için bu dönemleri çok iyi değerlendirmek gerekiyor. Bilindiği gibi evlilik öncesindeki dönemler, eşlerin gerçek kişiliklerini gizledikleri dönemlerdir. Eşler, söz kesme ve nişanlılık gibi dönemlerde birbirlerinin hoşuna gidecek davranışlar sergilerler. Maske takıp rol yaptıkları için ortak paydalarını belirlemede gevşek davranırlar. Evlilik sonrasında beklentileri ve kişilikleri yavaş yavaş ortaya çıktığında ise sorunlar baş gösterir. İşte esas birliktelik ve evlilik hayatı bundan sonra başlar.
Günümüz evlilikleri ne durumda?
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 60 okuma
Çocuklarımıza karşı görevlerimiz
Çocuklar, her şeyin gerçek sahibi olan Allah'ın insanoğluna lütfettiği en güzel ve şükrü en meşakkatli nimetlerden biridir hiç şüphesiz. En güzel nimet olmasının yanında şükrünün eda edilmesi de en ciddi titizliği isteyen, büyük bir sorumluluktur. Her nimetin şükrü, nasıl kendi cinsindense, çocuk nimetinin şükrü de, onları salih bir mü'min ve mü'mine olarak yetiştirmektir.
Çocuklar, anne babaları için dünya hayatında gurur ve övgü kaynağı olabileceği gibi, utanç kaynağı da olabilirler. Bu ikisi arasındaki durum, anne babaların çocuklarına verdiği eğitim ve terbiye ile ilgilidir. Kur'an-ı Kerim'de; "Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür" buyrulur. Evlilik kurumunun ilk temeli olan neslin devamını sağlama düşüncesinin meyvesi olan çocuklara karşı, ölçülerini Allah'ın çizdiği sınırlar ve sorumluluklar vardır.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 48 okuma
Saldırganlığının önüne geçmenize yarayacak öneri
Eğer son günlerde çocuğunuz olur olmaz her şeye sinirlenmeye ve şiddet içerikli davranışlar sergilemeye başladıysa, bir an önce tedbir almanızda fayda var. İşe, olumlu davranışlarınızla ona model olarak başlayabilirsiniz
Hiç uykunuzdan başınıza vurulan bir oyuncak araba, kumanda veya benzeri sert bir cisimle uyandırıldığınız oldu mu? Çocuğunuzun size ve çevresine karşı şiddet içerikli davranışları karşısında ona 'saldırgan' etiketi yapıştırmadan önce, Bebeğim ve Biz dergisinin önerilerini okuyun. Psikolojik Danışman Alev Köymen, saldırganlığın doğuştan getirilen bir dürtü olduğunu söylüyor: "Başlangıçta, içinden gelen saldırganlığı bütün çıplaklığı ve yalınlığıyla dışa vuran çocuk, zamanla öfkesini ve saldırgan davranışlarını engellemeyi öğrenir. 2-3 yaş döneminde, çocuğun yaşantısındaki değişimlerde ve oyunlarda normal kabul edilebilir. Fakat eğer sürekliliği varsa ve yoğun yaşanıyorsa, o zaman yardım alınması gereken boyutta demektir."
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 42 okuma
Babalar bebeği anneden daha iyi sakinleştiriyor
Dr. Harvey Carp'in bebek sakinleştirme yöntemlerini sadece annelerin değil babaların da öğrenmesi gerekiyor. Çünkü babalar bebek üzerinde sihirli ve olumlu bir etki bırakıyor.
ABD'nin dünyaca ünlü çocuk hekimi Doç. Dr. Harvey Carp'ın tekniklerini kullanarak, sürekli ağlayan bebeği susturmak ve gece boyu sürecek rahat bir uyku uyumak mümkün... Bebek bakımında en iyi sistemin büyük annelerimizin yöntemi olduğunu savunan Dr. Carp; kitaplarında bahsettiği 'Mağara Adamı Teknikleri' ile çocuk yetiştirme ezberlerini bozuyor. Dr. Harvey Carp, aileleri rahatlatan 'büyük anne ve mağara adamı teknikleri' hakkındaki sorularımızı yanıtladı:
SABAHA KADAR CD
Bir erkek hekimin bebeği adeta bir büyükanne tavrıyla susturması şaşırtıcı bir durum olarak görülebilir. Bir kadın hekim bunu yapsaydı şaşırtıcı olmayabilirdi. Siz kendinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 41 okuma
Anneleri emzirmekten soğutan sorun
Meme ucunda oluşan çatlaklar bazen emziren annenin kabusu oluyor. Ağrının şiddeti, annenin emzirmekten kaçınmasına, bebeğin de anne sütünden mahrum kalmasına yol açabiliyor.
Emziren annelerde sıklıkla görülen meme ucu çatlakları ağrı ve sıkıntı veren bir durum. Meme başı çatlaklarına emzirmenin başlangıcında daha belirgin olmak üzere tüm emzirme süresince rastlanabiliyor. Çatlaklar meme başının çevresinde, meme başında enine çizgi halinde ya da areola denen meme etrafındaki renkli bölgede oluşabiliyor.
Meme ucu çatlaklarının daha çok bebeğin emme pozisyonundan kaynaklandığını belirten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Kenan Çalışkan, yeni doğum yapan annelerin yaklaşık yüzde 30’unun hatalı emzirme tekniklerini kullandıklarını, bunun da meme başı çatlakları ve yarıklarına yol açtığını söyledi.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 51 okuma
Hamilelere sıcak uyarısı
Hamilelere zorunlu olmadıkça sıcak havada dışarı çıkmamaları önerisinde bulunan uzmanlar ciddi bir tehlikeye dikkat çekiyor: Aşırı sıcak, anne karnındaki bebekte zekâ geriliği riski oluşturabilir.
Uyarıyı Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Hikmet Karabacak yaptı. Sıcak havada gebelerin tansiyon gibi bazı problemler yaşayabileceklerini dile getiren Karabacak, bu durumun anne karnındaki bebeğe olumsuz yansıyacağını söyledi.
Anne karnında bebeğin oksijen alıp karbondioksit verdiğini anlatan Dr. Karabacak, "Anne adayının aşırı sıcağa maruz kalarak tansiyonunda yaşayacağı düşüş ya da yükselmeler direkt olarak bebeğin bu düzenini etkileyecektir." dedi.
Bu durumun hamileleri halsiz düşüreceğini bildiren Op. Dr. Hikmet Karabacak, mide bulantısı ve kusma gibi rahatsızlıkların da yaşanabileceğini ifade etti.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 34 okuma
Anne şefkati bebeği güçlü kılıyor
Annenin bebeğine karşı belirgin sevgi gösterileri, çocuğun ileride daha özgüvenli ve dayanıklı olmasına yardımcı oluyor.
Annenin doğumdan sonraki ilk aylarda bebeğine gösterdiği şefkat, bebeğin yetişkin hale geldiğinde sorunlarla daha iyi başa çıkmasını sağlıyor, stres ve hastalıklardan koruyor.
ABD'nin Rhode Island eyaletinde bilim adamları 482 anne ve 8 aylık bebekleri arasındaki bağı araştırdı ve bebekken araştırmaya katılanlar 34 yaşına geldiğinde testlerle bu bağın etkilerini inceledi.
Anne ve 8 aylık bebek arasındaki bağın niteliği psikolog tarafından "olumsuz-aşırı" ölçeğinde değerlendirildi.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 34 okuma
Çocukların sinirli ve stresli anları
Çocuğunuz bir yaşını geçtikçe daha çok hareketlenmeye, evde ne var yok keşfetmeye başlar. Hiçbir yaptırımdan anlamaz. Ne kadar “dur, yapma, hayır” deseniz de gözünüzün içine baka baka bildiğini okur. Çekmeceleri boşaltırken siz yanına yaklaştıkça daha hızlı boşaltmaya başlar. Bunların yanlış olduğunu ona anlatmak çok zordur. Bu dönemde çocuklar “hayır”ın en azından hoşlanılmayan bir şeyi ifade ettiğini fark ederler, fakat buna uyma davranışı geliştiremezler. Çocuğa sürekli müdahalede bulunulduğunda o da benliğini daha çok ortaya koyma yarışına girerek yaramazlıklarında ısrar edecektir. Bu yaştaki çocuklar hayli meraklıdırlar ve daima istediklerini yaptırmak isterler. Güvenliğini sağladıktan sonra, araştırıp keşfetmesine, merakını gidermesine izin vermek gerekir.
Çocuğun güvenliği için ulaşabileceği yerlerdeki temizlik maddelerini, tehlikeli eşyaları ve boğazına kaçacak türdeki her şeyi ortadan kaldırdıktan sonra çekmecelerin birine eline almasında bir mahsur olmayan küçük kaplardan koyarak merakını gidermesine yardımcı olabilirsiniz. Diğer dolapların kapaklarını açamayacağı şekilde lastiklerle bağlamak, vitrin kapaklarını bantlamak gerekebilir. Bunları yaptıktan sonra asıl mesele çocuğun ilgisini nelere yöneltmesi gerektiğini bulmaktır.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 55 okuma
Evliliklerimize yön hatta son veriliyor
Evlilik genellikle çocukluk ve ilk gençlik çağları geçince başlayan evredir hayatımızda. Her anlamda belirli bir olgunluk ve ergenliğe ulaştıktan sonra evleniriz. Sadece bu zamanlama zorunluluğu bile evliliğin çok boyutluluğunu ve kişilerden beklediği sorumlulukların çokluğunu gösterir. Bir yuva kurmak ve onun devamlılığını sağlamak sanıldığı gibi kolay değildir. Ancak evli olanlar, tam olarak bunun ne demek olduğunu anlarlar.
Evlilik insani bir olgudur. Her şeyin çift olarak yaratıldığını görüyoruz hayatta. Tek ve eşsiz olan sadece Yaratan’dır. Evlilik, insana fıtri ve doğal bir ortam sağlar her şeyden önce. Onu yalnızlıktan ve yarımlıktan kurtarır. Benlikten bizliğe ulaştırarak çoğaltır ruhsal olarak. Bu noktadan bakıldığında, iki kişinin arasındaki çok özel ve şahsi bir bağdır evlilik. Daha çok bu özelliğinden kaynaklanır özerkliği. Evliliğin devamı, eşler arasındaki bu çok özel bağın sağlamlığına dayanır. Bu bağ güçlü durdukça, farklı unsurlar ya da sebepler evliliğe zarar veremez. Problemler, ya bu bağın kopması ya da zayıflaması sebebiyle baş gösterir. Bağı güçlendirerek evliliği sağlamlaştırmak ise sevgi, saygı ve diğerinin haklarına riayetle mümkündür.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 38 okuma
Doğum sonrasında annelik
LOĞUSALIK SÜRECİ
Plasentanın çıkışıyla başlayan ve 6 hafta kadar süren loğusalık, tüm anneler için hassas bir dönemdir. Gerçekleşen doğum şekli ve doğum sonrasında evde gördüğünüz destek, uyum sürecinde yaşayacaklarınızı etkiler. Gerek normal gerekse sezaryenle yapılan doğum sonrasında 40 günlük loğusalık dönemini fırsat buldukça uyuyarak ve dinlenerek geçirmeniz gerekir. İmkanınız varsa ilk hafta bebeğinizin bakımını bir başkasına devretmeniz, hem kendi sağlığınız hem de sütünüzün çoğalması açısından çok önemlidir.
FİZİKSEL DEĞİŞİKLİKLER
Doğum sonrasında vücudunuzda olan değişiklikleri bilmeniz ve bu değişiklikler sırasında yapmanız gerekenleri uygulamanız, doğum sonrası ağrılarınızı azaltmaya yarar. Doğumdan sonra ilk 24 saat boyunca idrar yapmada güçlük yaşayabilirsiniz. Doğumdan birkaç gün sonra bile hala büyük abdest ihtiyacı duymayabilirsiniz. Anestezi ile doğum yapmışsanız bağırsak hareketlerinin başlaması zaman alabilir. Bu da sizi rahatsız edeceğinden, bağırsak hareketlerini tekrar düzenlemeniz için çaba harcamanız gerekir.
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 29 okuma
Evlilikte Denklik Meselesi
Nikahta, evlenmek isteyen bireyler arasındaki denklik son derece önemlidir. Fıkıh literatüründe kafaet terimiyle ifade edilen denklik ile eşler arasında dini, iktisadi ve sosyal bakımdan bir denkliğin bulunması kastedilir. Denklik evlilikte uyumu sağlamak için kabul edilmiş bir tedbirdir. Burada esas olarak aranan denklik, kadının erkeğe denk olup olmaması değil, erkeğin kadına denk olup olmamasıdır. Yani bir erkeğin evleneceği kadına Müslümanlık, dindarlık, hür olma, meslek ve zenginlik gibi niteliklerde denk durumda bulunmasıdır. Bu itibarla denklik, İslam’da sadece kadından yana ve onun ve ailesinin onurunu korumayı hedefleyen bir güvencedir. Temelde kadını korumak için öngörülen bir denge yoludur. Ayrıca “denklik” ve “denge” aynı kökten gelen kelimeler olduğuna göre, denklik prensibi hayat boyu ailenin dengede kalmasını amaçlayan bir faktördür.
HANGİ KONULARDA DENK OLUNMALI?
- Yeni yorum ekle
- Devamını oku
- 51 okuma
Sitemizi Favorilere Ekle
Konuyu Favorilere Ekle
Baslangic sayfasi yap